Merhaba,
tekrar kitap keyfine hoşgelniz.. Farklı konularda, değişik kitapları paylaşmaya devam edeceğim. Bugün en son okuduğum kitaplardan birini sizinle paylaşmak istiyorum; “Karanlık Oda” Hakan Bıçakçı’nın en son romanı.
“Geceleri uykumda kendimi mi dişliyordum yani? Böyle bir hastalık var mı?
Uyurgezerliğin bir türü mü bu? Yamyamlığın bir türü mü ya da?
Yoksa ben mi icat ettim? Cinsel fantezi kurbanı olduğumu sanan doktora söyleseydim keşke,”İyi de doktor bey, ben yalnız yaşıyorum,” diye.
Söyleyememiştim. Tutmuştum kendimi. Nedenini de gayet iyi biliyordum aslında: Kendi kendimi bilinçsizce ısırıyor olmam, en sapkın ilişkiye girmemden çok daha rahatsız ediciydi.
Uzak, sanki hiç varolmamışçasına hatırlanmayacak uzak bir İstanbul semtinde başlıyor Karanlık Oda… Boş bir belediye otobüsü, pırpır eden floresanlar, ıssız ve alelacayip vitrinlerle giriyor söze… Suya daldırıldıkça ağırlığı artan paçavra gibi dibe giden, kendini ve unuttuklarını hatırlamaya çalışan bir fotoğrafçı çıkıyor karşımıza.
Sezgileriyle yürüyen, rutinlerle yaşayan, ürkek ve takıntılı bir adam bu…
Hakan Bıçakcı, akılcılığın maskesini çıkarttığı, her gecenin bir gündüzün içine aktığı şizoid ve polarize bir karanlığı resmediyor. İçinde ısırıkların, sararmış resimlerin, tekinsiz erkeklerin, alışveriş merkezlerinin, sanat galerilerinin, otel odalarının, markaların ve beyhude zaman usancının yaşadığı genç bir roman daha sunuyor bize…”
Kitapların kapak resimlerinin, kitabın içeriği ile uyumlu olup olmadığına dikkat edip kitabı okurken aradaki bağlantıyı bulmaya çalışanlardansanız bu sefer “bingo”.. Kapak resmi ile romanın konusu arasındaki bağlantıyı kolayca yakalayabildiğiniz kitaplardan biri “Karanlık Oda”. Belki önce kitabın konusu hakkında yazmak gerekirdi ama ben bu kitabın kapak resmine takıldığım için ilk olarak kapak resmi hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istedim. Bir yandan kitabı elimden bırakamazken, kapağından bu kadar rahatsız olmak, kapağını görmemek için üzerine nesneler koymak benim için farklı bir durum oldu. Kapağını kıvararak okuduğum ilk kitap dersem umarım çok da abartmış olmam.. Belki de roman kahramanı gibi ben de hayatımda bazı şeyleri(gerçekleri) görmekten kaçtığım için olsa gerek, bana bu şekilde ayna tutuyor olması sanırım beni rahatsız etti. Ben de hem gözlerimi hem de kapağı kapamayı tercih ederek romanı okumaya devam etim..
Kolay okunan, konusu ve kullanılan betimlemeleri ile oldukça farklı bir kitap. Özellikle alışveriş merkezlerinin ve düğünlerin ele aldığı bölümleri okuduğunuzda her iki kavrama aklınızdan kolay kolay çıkmayacak farklı bir bakış açısı ile bakacaksınız.
Özellike düğünleri ve düğünlerle ilgili detaylar- biraz bardağın boş tarafından bakarak yazılmış olsa da- düğünleri, içinde bulunduğunuz zaman yaşadığınız çoşkudan ve eğlenceden farklı görmenizi hem de kendinizi diğer herkes gibi özel (!) hissetmenize sebep oluyor…
Beğendiğim ve sonu yoruma açık olan bu romanı sizlerle paylaşarak, keyfli okumalar diliyorum
Sevgiler,