Hayal kırıklığı insanın içini en çok acıtan duygulardan biri. Temeli bana göre; beklenti kavramıyla ilişkili. İnsanın beklediği olmadığı zaman o yoksunluktan kaynaklanan acı içeren bir duygu hayal kırıklığı.
Şimdi düşünüyorum da hayal kırıklıkları kişinin kendi kendine acı çektirmek için yaptığı bir şey olabilir mi? Çünkü yoktan bir şeyin içinde düşlenen ve gerçekte var olmayan o şeylerin olması için beklenen, ama olmadığında da yüreği burkan bir süreç bence hayal kırıklığı.
Sanırım en çok yaşanan ya da ayna karşısında en çabuk kendini belli eden duygulardan biri hayal kırıklığı. Çok önceleri pişmanlık en acı duygu derdim. O duygu, verilen kararların arkasında yürekli bir şekilde durunca hafifliyor ve sonrasında da kendine güvenin o eşsiz süreci başlıyor. Hatta o duygu öyle bir hafifliyor ki pişmaniye tatlısıyla bile dalga geçilebiliyor.
Sonraları pişmanlık yerini özlem duygusuna bıraktı. O da bir şekilde geçiyor; gözden uzak olan gönülden de uzak olur derler ya, sanırım o duygu da unutulabiliyor. Ya da insan unuttuğunu sanıp hasır altı ediyor o duyguyu.
Şimdilerde ise, yoğun yaşanan bir duygu hayal kırıklığı. Etrafınıza baktığınızda hemen herkesin yüzünde, insanları hissetmeye başladığınızda da dokunamadığınız, sizden saklanan o yerde yani kalplerinde saklı olan o duygudur. Beklentinin yüksek olduğu durumlardan kaynaklanan, belkentilerin ortadan kalkması ile şifalanacak olan bir süreç. Bu duyguyu sifalandırma süreci önce kişinin kendisini sonra da hayatı ve insanları olduğu gibi kabul etmesi ile başlıyor.
İnsanlar istek, arzu, umut ve beklenti kavramlarını artık iç içe yaşıyorlar. Bu süreçleri ayırt etmeden de beklenti kavramı ortadan kalkmıyor. Ailedeki bireylerden, sevgiliden, eşten, arkadaştan, işten vs… her yerden herşeyden insanlar bir beklenti içindeler.
Diğerleri de kendileri gibi davrandığında yani doğal olan gerçekleştiğinde, kişi olay ve durumları farklı hayal ettiği ve farklı beklediği için aklındaki gerçekleşmiyor . Hemen sonrasında da o yoksunluk duygusu kaplıyor tüm benliğini.
Çözüm yolu ise aslında oldukça basit. Olayları olduğu gibi kabul etmek ve bu sürece, süreçle gelecek olan süprizlere açık olmak. Kişileri de oldukları gibi kabul edip onlar üzerinden gelecek ve şimdi ile ilgili hayalleri, istekleri azaltıp düşünceleri ve zihni şimdiye hatta AN`a odaklamak.
Yazması ve söylenmesi dile kolay. Ama AN`a odaklanmak ve olduğu gibi hayata açık olmak denemeye değer ama zor ve bir çok süprizlere dolu olan bir süreç.
İzninizle, ben bu kapıdan içeri giriyorum. Sislerden görebildiğim kadarı ile o kapı herkesin geçebileceği kadar geniş bir kapı.
sevgilerimle,